24 Kasım’da Baş Öğretmenimize Hasretle…

“İstanbul Fransız Kız Lisesi’ne (Notre Dame de Sion) yatılı olarak girdim. Buradaki öğrenim durumu büsbütün başka idi. Öğretmenlerimizin çoğu ve yöneticiler rahibeydi. Alışmadığımız bir disiplin uygulanıyordu. Bütün derslerden çok fayda sağlıyordum. Fakat bazı ders kitaplarında ulusal hislerimi kırıcı cümleler vardı ve bunları öğrenmek istemiyordum. Onun için öğretmene itiraz etmiş ve bunların bizim tarihimiz bakımından doğru olmadığını söylemiştim. Rahibe olan öğretmenimiz, tartışmaya girmiyor ve bunları öğrenmem için de ısrar etmiyordu. Bu kitapta Türklerin sarı ırktan, ikinci derece (secondaire) ve barbar bir kavim olduğu yazılı idi. Aynı zamanda resimler de vermiş ve bizlerin tipine hiç benzemeyen kişiler Türk olarak tanıtılmak istenmişti.

Devamında ise Afet İnan kitapta, Türklerin sarı ırka mensup olduğunu ve Asya’da yaşadığını ve buna Küçük Asya dendiğini, eskiden zengin olan bu kıtanın şimdi fakir olduğunu ve bunun nedenin de Türkler olduğunun yazılı olduğunu belirtmiştir. Ve bu bölgenin zenginleşmesinin ancak, Avrupa desteğiyle olabileceğinin anlatıldığını açıklar. Afet İnan, bu kitabı Atatürk’e gösterir ve bundan sonra Türk tarihi ile ilgili araştırmalara başlanır.”

Atatürk’ün manevi kızının yaşadığı bu olay üzerine 1931’de Atatürk çoğunluğunu kendisinin yazdığı asıl adı ‘’Yurttaş İçin Medeni Bilgiler kitabı’’ olan 2 ciltlik yurttaşlık bilgisi kitabını dönemin Cumhurbaşkanı sıfatıyla, İsmet Paşa’ya resmi bir yazı göndererek basımını istemiştir.

Uzunca bir süre okullarda ders olarak okutulmuş bu kitabı bugün bir çoklarımız bilmiyoruz?!.

Nedense her yeni basımında sansürlenen kitap şimdi neden okutulmuyor?!.

Bir Başöğretmen düşünün ki dünya da eşi benzeri görülmemiş bir lider. Türk halkını önce savaş meydanlarında sonra devlet yönetiminde uyuduğu gaflet uykusundan uyandıran, halkına güvenen her adımıyla her sözüyle halkını motive etmesini bilen, aydınlık, zeki ve sevgi dolu bir Öğretmen!

Onun için Türk halkı iyi yaşamayı hak eden çalışkan zeki bir millettir!

Türk milletinin hak ettiği bu başarıya gençlerin iyi eğitilmesi ile ulaşacağını ön gören Atatürk gelecek nesillere Yurttaş Bilgisi kitabında; kendi birikimini, devlet olmayı, millet olmayı, vatandaş olmayı, yönetici olmayı, Cumhuriyeti, vergiyi, bütçeyi, Askerliği, Adaleti daha sayamayacağım bir çok vatandaş sorumluluğunu aktarmıştır.

Atatürk’ün Yazdığı Yurttaşlık Bilgileri İsimli Eserin Konu Başlıkları

– Ulus

– Toplumsal Özgürlük

– Başka Ulusların Ortaya Çıkışları

– Özgürlüğün Çeşitleri

– Ulusun Genel Tanımı

– Kamuoyu

– Ulusallaşma İlkesi

– Kamuoyunun Kendi Kendine Örgütlenmesi

– Türk Ulusçuluğu

– Gazeteler

– Devlet

– Dernek Kurma Ve Eğitim Öğretim Özgürlüğü

– Egemenlik

– Dernek Kurma,

– Devlet Biçimleri

– Eğitim Öğretim Özgürlüğü

– Demokrasi İlkesinin İçeriği

– Haber Verme Ve Şikayet Hakkı

– Demokrasi İlkesinin Tarihsel Gelişimi

– Bireysel Hak Ve Siyasal Hak

– Demokrasi İlkesinin Belirgin Nitelikleri

– Özgürlüğün Korunması Ve Yaptırımları

– Cumhuriyet – Bağnazlığı Aşma (Hoşgörülülük)

– Anayasamız

– İş Bölümü

– Demokrasiye Karşı Olan Çağdaş Akımlar

– Dayanışma

– Yurttaşa Karşı Devletin Görevleri

– Çalışma Meslek

– Özgürlük

– Meslek Nasıl Seçilir Ve Nasıl Gerçekleştirilir

– Özgürlüğün Tarihsel Gelişimi

– Yurttaşların Devlete Karşı Görevleri

– Bireysel Özgürlük 

Nutuk kadar değerli bu kitabın vatanına sadık her Türk vatandaşının evinde bulunması gerekliliğine inanıyorum.

Baş öğretmenimizin bu kitapta ki bir kaç tavsiyesini buraya not düşüyorum umarım hepimize ışık olur!

Umarım onun aydınlattığı yolu iyi anlar ve o yolda ilerleriz!

-İyi bildiklerini, tecrübelerinin sonuçlarını dostlarına, evlatlarına ve bütün çevrende olanlara, bıktırmadan, öğretmek için fırsatı kaçırma!

-Ölünceye kadar oku ve öğren!

-Öğretmenlere ve gerçek âlimlere saygılı ol!

-Eğitim ve öğretimde izlenecek yolu, bilgisi insan için fazla bir sûs, bir hükmediş aracı veya manevi bir zevkten daha çok maddi hayatta başarılı olmayı sağlayan uygun ve üretilebilir bir cihaz haline getirmektir.

-Hakların en birincisi yaşamak hakkıdır, diğer bütün haklar ve bu haklara karşılık görevler hep yaşamak hakkına dayanır… Şüphe yok ki insanın yaşamak hakkı onu diğerlerinin yaşamak hakkına saygı göstermek göreviyle başlar. Bir insanın hakkı diğer bir insan için görev olur… Hakkın bulunduğu yerde görev ve görevin bulunduğu yerde hak vardır… İnsanlar sosyal hayatta haklardan ve görevlerden örülmüş bir ağ içinde düşünülebilir.

Not: Bu kitap hakkında daha çok bilgiye ulaşmak isteyenler için kaynak:
http://www.turkererturk.com.tr/wp-content/uploads/2018/11/M.K.Atat%C3%BCrk-Medeni-Bilgiler.pdf

Bir Cevap Yazın Ya Da Yorumda Bulunun